Ev'de Feng Shui


Gündelik telaşlar geçer. Gece çöker ve sanki bir ömür boyu vazgeçmeden düşünülmeye yemin edilmiş korkular sarar kolayca insanı.  Gündüzün tüm birikimleri geceye üşüşür. Koşarak ve geç kalmış gibi nefes nefese telaşla, her gece yerini alır endişeler.Onca farkındalığımıza rağmen, günün telaşlarının içine korkuları özenle ve kolayca yerleştiriveririz. Çaba harcamadan ve büyük bir görev aşkı ile endişelenmekten hiç alıkoymayız kendimizi. 

Feng Shui ‘ nin sekiz yönünden hangisine giderseniz gidin, ne yöne dönerseniz dönün tüm telaşlarınız ile kendinizi de oraya taşırsınız .  Güvenlik ve mutluluk arayışı ile yarı panik bir halde daha iyisine ulaşmanın bir yolu olarak Feng Shui ‘ yi uygulamaya başlarsınız. Ama mekanı değiştirmek telaşı içinde gerçek değişimin içsel olmak zorunda olduğunu ve eşyanın doğasını yansıtmasının ona kıymet veren ile gerçekleşeceğini kolayca göz ardı edersiniz. 

Bir eve yerleşirsiniz, ve kendinizi nereye koyacağınızı bir türlü bilemezsiniz. 
Kocaman bomboş ve sesinizin yankılandığı bir boşluğu satın alır ve içini biran önce doldurmanın telaşına kapılırsınız. Güvensizlik duygusu rahatsız eder sizi. Evin soğuk malzemelerinin içinde yankılanan sesiniz size geri döndükçe adeta yalnızlığınızı fısıldar. Şömineniniz bacasından gelen uğultu ya da , içerisini apaçık gösteren ve hava karardığında dışarısı ile sizi adeta korunmasız bırakacak olan camlarınızdan dışarı bakar ve içerisini eşyalar ve size güven hissi verecek sevdikleriniz ile doldurmanın telaşına düşersiniz. 

Bir ev kiralarsınız. Sizden önce dokunulmuş kapılar, yüzlerce kez açılmış pencereler, kim bilir neler pişmiş mutfaklara yaklaşıp, sizi de koruyacak tanıdık bir his ararsınız.

Ve neden bırakıp gittiklerini düşünürsünüz. Kalmakta olduğunuz eski evinize döner, Sizi sımsıkı saran yorganınıza sarılır ve dışarıda soğuk rüzgar uğuldarken, içeride hayallere dalarsınız. Yeni odanızın neresinde uyuyacaksınız, orada ne kadar kalacaksınız. Salondaki köşe tam da sizin küçük kırmızı koltuğunuza göre...

İnsan boşlukta kapladığı alanı sergilemenin, göstermenin ve ifade etmenin pek çok yolundan birini kolayca seçer. Bazen bir çocuğun oyun bahçesi gibi oyuncaklar ile dolu bir ev sizi mutlu ederken, bazen de her şeyin marka olduğu ve yüzler ve binlerce dolar yükü ile para verdiğiniz , fabrikadan beri yalnızca sizi görmüş eşyalar ile donatırsınız evinizi. Her iki halde de bir savunma, bir güvenlik duygusu arayışı vardır. Bazı seçimlerimizde biri şeyin varlığı için diğerini feda ederken, bazılarında ise, hiç bir şeyi atmadan bir yığın halinde hatıralar ile birlikte yaşamayı seçeriz. Bazen evimiz bir araç olmaktan çıkar ve bir amaç haline dönüşür. Bir bakarsınız tüm çalışma hayatınız evinizin eşyalarının bedellerini ödemek ile geçmiş.

Bir eşyaya ne kadar bedel ödeyebilirsiniz ? 

Eşyalarınızdan hangilerini kaybetmeyi kabul edebilirsiniz?. Bazılarınız için eşyaları bedeninizin kıymetli organları gibidirler. Kıskançlıktan mı yoksa yılların alışkanlığından mıdır neden bilinmez, bazılarına dokunulsun bile istemezsiniz. Fakat eşyalarınıza ödediğiniz bedele gelince bir kez daha yakından bakmak lazım. Onların sırf yaşamlarınızda bulunmaları sebebi ile neler ödediniz acaba. Ve bunu her zaman faturalandırılmış bir bedel ile ifade etmek yeterli midir ?. Mekanlarımızı seçmenin ve bir eşya edinmenin önemli bir amaca hizmet edecek araçlar olduklarını unutarak yaşama birimleri oluşturuluyor ne yazık ki. Öneriler her zaman kendi iç dünyanızı ışıldatacak seçenekler yerine, başkalarının gözlerini kamaştıracak seçimler ile şekillenmekte. Kaderimizi başkalarının önceden belirlenmiş ve aynı önkoşullara dayanmayan beğenileri ile seçmekten ne zaman vazgeçeceğiz acaba. Yeter ki satın alınsın amacı ile hayatımıza öneri olarak sunulan eşyalara rağmen yaşamakta olduğumuzu keşke hemen fark edebilsek. Mekanlarımız ile değil, mekanlarımıza rağmen yaşadığımızı keşke fark edebilsek. Her yerde aynı 4 duvar ve her yerde aynı tavan ve yer döşemesi. Burada malzemelerden sıyrılıp, içlerine dönersek, her şekilde aynı olduklarını görebilirsiniz..Bir şey dışında. Onların aralarındaki fark sizlersiniz. İçlerine kabul ettikleri sizler. 


Feng Shui ile bir mekanı seçmekle onun içine sığınmayı tercih edersiniz. Ve bomboş bir mekanın tüm kaderini değiştirirsiniz. 

Sizin mi mekanınızı şekillendirdiğiniz, yoksa onun mu size değişim uyguladığını ayırt etmek zordur. Bu bir kısır döngüdür. Siz onun içine yerleşirken, onun da size söyleyecekleri olacaktır elbette. Ve içinde yaşamak ile tüm boşluğu titreştirerek ona anlam verecek olanın siz olacağını size gösterecektir. Endişeleriniz ve beklentilerinizin kalitesi değiştikçe, hayatın size verdikleri de değişecektir. Evinizin pencerelerinden her zaman görmek istediklerinizi göreceksiniz. Bazen içinizi buz gibi ürperten bir hisle sıcak bir gecede otururken, bazen de buz gibi soğuk bir akşamda sıcaktan yanacaksınız. Duygularınız , beklentileriniz sizi her an her şekilde değiştirmeye devam edecek. Her gün aynı eve döneceksiniz, her gün aynı yerde kalan eşyalarınıza dokunacaksınız. Ama her gün ne eşyalarınız ne de eve dönen siz aynı olmayacaksınız. Değişimi paylaştığınız eşyalarınız bunları kaydedecek ve anılar olarak size geri verecekler. Üzüntü vermiş kavgalı anların ürünü alınmış hediyelerinizi, bir gün camdan fırlatıp atacaksınız. Bazen de , tüm acılı zamanların sizi bugünlere getirebildiğini hatırlayıp, onları baş köşeye koyacaksınız . 

Hayatınıza soktuğunuz tüm eşyalar size bulundukları yer ve şekil ile hayatın ne demek istediğini söyleyecekler. Onların sonsuz kere rengini değiştirseniz de, onlar için hissettikleriniz değişmediğinden bu iletişim onu aynı amaç için hizmet etmeye görevli tutacak. Biz evlerimize, ve Feng Shui ‘ ye rağmen yaşamaktayız. Onlar ile birlikte olmak yerine onlara rağmen yaşamayı, zor olanı tercih etmeyi seçiyoruz. Seçimlerimizi içsel gerçek arzularımız yerine yapmadan kalıp şekillerin parçası olmayı kabul ederek yapıyoruz. Bizim tarafımızdan emekle şekillendirilmemiş eşyaların , uzaktan kumandalı sanal dünyaların, titreşimli telefonların baş tacı olduğu bir dünyada yaşamaya mahkum ediyoruz kendimizi. Bunu bize sunanlara değil, kabul eden kendimize kızmalıyız.

Lütfen bu akşam ya da sabah, yaşamınızı nasıl yaşamayı tercih ettiğinize bakın. Kime ve neye rağmen yaşamaktasınız.? Bu gerçekten sizin hayatınız mı ?

Gece endişe fısıltılarını azalttığınız bir dünyayı yaratmak için neyi bekliyorsunuz ?

Eviniz ile ilgili o muhteşem adımları atmak için bana yazmanızı, benimle iletişim kurmanızı bekliyorum.


Saygılarımla,
İçmimar Funda Pekkutsal 
rengezadesign@gmail.com 
back to top